Yazının başlığını gördüğünüzde bile “Amaaan canım yine abartılı yazılardan biri işte” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat sizi temin ederim bu konuda hiç abartı yok. Gerçekten de Rusya’yı büyük bir yok oluş bekliyor ve işin ilginci bunu Rusya da biliyor. Peki kurtuluş ne?
Rusya’nın çok uzun zamandan beri canını sıkan bir sürü konu var. Sıcak denizlere inememiş olmak bunların sadece biri. Oysa modern çağda istatistik biliminin yardımıyla Rusya’nın yakın gelecekte nüfus gibi daha ciddi bir sorunu olacağı biliniyor. Rusya da bunun farkında ve kara kara düşünüyor bu konuyu.

Rusya’da insanlar deliler gibi çocuk yapma ve çoğalma hevesinde değil ve Rusya da nüfus olarak azalma eğiliminde. Buna karşın çevresindeki ülkeler çok ciddi şekilde nüfus artışı gösteriyor.
Bu olumsuzluklar bir kenarda dururken Rusya’nın tüm komşularına askeri üs kurarak onu dört bir yandan çevirmiş durumda ve her geçen gün bu üslere yenileri ekleniyor.
Bunun en son ve en kritik örneği de Ermenistan. Yanlış duymadınız, sınırlarını Rusya’nın koruduğu, hiçbir zaman çoğunluk olmadıkları topraklara kendilerini taşıyıp bizatihi Rus tanklarıyla kendilerine devlet kurduran Rusya’nın arka bahçesi Ermenistan dev bir ABD üssüne çevrilmek isteniyor. Bu işin başrolünde de Nikol Paşinyan adında ABD yanlısı bir Ermeni var. Bu elbette Rusya’yı deliye döndürdü ve ABD popülizmiyle Azerbaycan’ın Tovuz bölgesini işgale girişen Ermeniler Azerbaycan’ın karşı harekatında Rusya tarafından yalnız bırakılarak cezalandırıldı. Fakat konumuz bu değil.

Rusya, azalan nüfusu, çevresinde giderek artan bölge nüfusu ve ABD’nin çevresinde sürekli olarak daralttığı ilmeği boynundan nasıl çıkarabilir? Cevap o kadar da basit değil. Çünkü Rusya sadece ABD’yi ve AB’yi düşman olarak görse problem olmayacak belki ama Rusya’nın kurtulmayı bir türlü beceremediği bir Türk korkusu var.
Bir batılıysanız Türklerden neden korktuğunu anlamanız çok güç olabilir. Sonuçta ekonomik zorlukları olan, askeri teknoloji olarak çoğunlukla dışa bağlı (ki bu Türkiye dışında neredeyse tüm ülkeler için kendisi aslında) ülkeler anlamına geliyor Türkler. Hiçbirisi nükleer güç değil ve hiçbirinin Rusya’ya savaş açma planı da yok.

Fakat Rusya toprakları içerisinde de ata yurdu olması dolayısıyla çok fazla Türk yaşıyor. Milli bilinçlerini yitirmeleri için çok şey yapılmış olan bu toplulukların bir gün ayaklanıp kendi sonlarını getireceğine dair günümüz dünyasında anlamını yitirmiş korkuları var.
Diğer bir korku kaynağı da İslam… Jirinovski’ye göre Türkler önce kendi aralarında sonra da müslüman olduğu için İran’la birleşip kendilerini yok edecekmiş. Kulağa süper saçma geldiğini fark ettiniz değil mi?
Türkler elbette ki birleşebilir ama işi gücü bırakıp Rusya’yla ölüm kalım mücadelesine falan girmez. Her şeyden önce bunun için hiçbir mantıklı gerekçeleri yok. Saçma olması kısmına girmiyorum bile.
Jirinovski’nin İran’la ilgili fikirlerine gelince… İran’la bir araya gelme olasılığımız Japonya’yla konfederasyon kurma olasılığımızdan bile daha az. Nedeni malum, son 40 yıldır PKK’yı bir annenin evladını koruduğundan daha fazla gözettiler. Azerbaycan’a karşı Ermenistan’a sonsuz yardımlar yağdırdılar. Rusya İran’a saldırdığında bile çıkışı Türkiye’ye saldırmakta buldular. Ruslar Azerbaycan’a saldırdığında da Ermeniler için Ruslar’adestek verdiler.

Özetle İran’da ne İslam ne de onun bir mezhebi olan Şii’lik Pers milliyetçiliğinin yanında değerli değil. Onların tek düşündüğü Aşırı Pers milliyetçiliği ve bu uğurda Din kardeşi Türkiye’yi de, mezhep kardeşi oldukları Azerbaycan’ı da kesip biçmekten hiçbir rahatsızlık duymuyorlar. Durum böyleyken Jirinovski’yi İran tarihi okumaya davet etmek dışında bir şey yapamıyorum.

Peki çözüm ne? Eminim bu öneriyi gerek ülkemin önemli bir kısmı gerekse Rusya’daki Türk düşmanları kesinlikle anlamsız bulacaktır fakat Türkiye ile Rusya’nın birleşmesi dışında Rusya için bir çıkar yol göremiyorum.
Bundan 50 yıl sonra bölgesinin nüfusu erimiş, etrafı kuşatılmış ve ekonomisi giderek daha da daralmış bir ülkesi olacak Rusya. Türkiye ise artan nüfusu ve iş gücüyle ters istikamette gidiyor. Bugün Rusya’nın yanında çok küçük olsak da teknolojik eksikliğimizi kapatıyor ve tarihten gelen genetik kodlarımızla yine askeri mücadelemizi sürdürüyoruz.
Şu şartlarda din konusunun bir engel olduğu fikrinin saçmalığını ise Gürcistan örneğine bakarak açıkça görebilirsiniz. Gitmeyeniniz varsa hemen gidebilir, Gürcistan ortodoks Hıristiyan bir ülke ve Türkiye ile oldukça iyi ilişkilere sahip. Karadeniz bölgesinde bir Gürcüye rastlamanız çok kolaydır ve aynı şekilde Gürcistan’da da bir Türk’ü rahatlıkla görebilirsiniz.
Aralarında din kaynaklı bir sorun olduğunu mu sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz, yok. Sadece geçmişten kalan yaralar var. Mesela Rusların zoruyla sınırımızın dibindeki Sibirya’ya sürülen Türklerin yurdu olan Ahıska bugün Gürcistan topraklarında ve bugün bile o bölgede bir gerilim var. Çünkü Ruslar sırf Türklerin önü kesilsin diye o bölgeye de bolca Ermeni yerleştirmiş durumdalar. Fakat buna rağmen yine de ciddi bir problem yok ve Ahıska’ya gidip dondurmanızı alarak Ahıska kalesinin dibinde keyifle tüketebilirsiniz.
Özetle günümüzün dünyasında birlikteliklere asıl engel din değil artık. Ekonomik ve politik çıkarlar asıl güç. Aynı durumu Türkiye-Ukrayna ilişkilerinde de rahatlıkla görebilirsiniz. Dolayısıyla sizi temin ederim ki eğer Ruslar Türklerle birleşme kararı aldığını söyleseler Antalya’nın Moskova’dan, Moskova’nın da Ankara’dan farkının kalmaması için 10 sene yeter de artar. Bir caminin bahçesinde votkasını keyifle tüketmek isteyecek bazı Ruslarla olası sürtüşmeler yaşanacak olsa da zamanla ve politik iradenin tutumuyla bu çok kısa sürede aşılacak bir duruma dönüşecektir.
Rusya içindeki korkulardan ve Türklere karşı düşmanlık duygularından sıyrılsa ve birlik olma kararı alsa bunun batı için yaratacağı yıkıcı sonuçları düşünebiliyor musunuz? Akdeniz’den Japon Denizi’ne kadar kontrol edilmesi imkansız hale gelen dev bir stratejik-ekonomik hat oluşur. Rusların azalan nüfusları bir anda canlanır Rus ordusuna taze Türk kanı gelir. Türklerde de eksik olan teknoloji giderilir.

Ortadoğu’da İran’dan Mısır’a kadar olan tüm coğrafya derin bir nefes alır ve ABD’nin can damarı kesilmiş olur. Elbette bunun bir sonucu olarak AB de kontrol edilemez büyüklükteki bu tehlikeye karşı süper saçma adımlar atmaya başlar fakat olay onların kontrolünden hızla çıkar gider.
Bugün bu fikirlerin saçma göründüğünün farkındayım fakat yakın gelecek Rusya’yı kritik bazı kararlar almaya mecbur bırakacak. ABD’nin giderek daralan kıskacı, Ortadoğu ülkelerinin yönetimlerini tamamen ele geçirmiş olması ve azalan nüfusla gelen ekonomik daralma Rusya’nın nefesini kesebilir.
Bugün karşı çıktıkları Türk Birliğinin kurulmasını sağlayıp bu birlikle birlikte batıya bayrak açmadıkları sürece, güney doğusundaki Çin’le birlikte bu kuyunun içinden birlikte çıkamayacaklarını görmeleri uzun sürmeyecektir.
Zamanın kumlarının nereye akıp, nelere sebep olacağını hep birlikte göreceğiz.
