Türkiye’nin uzay programı

9 Şubat 2021’de başkan Erdoğan Türkiye’nin 2023 ile başlayıp sonraki yıllara da yayılması planlanan uzay programını açıkladı. Henüz planlama aşamasında olan uzay programı Türkiye için çok yeni bir gelişme. Henüz bir uzay üssümüz, uzaya çıkmış bir astronotumuz veya çağın teknolojisine uygun uzay araçlarımız yok ama artık bir hedefimiz var.

Şimdi dün yaşananlara ve medyadaki yansımalarına gelmeden önce bundan çok çok uzun yıllar öncesine gitmek istiyorum. Türkiye’nin henüz doğru dürüst bir hava kuvvetleri yokken, kendi teknolojisi yokken ve ciddi miktarda havacıları yokken Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” diye gösterdiği hedefi düşünelim.

Son 200 yılını savaşıp milyonlarca kilometre kare toprak kaybetmiş, fakirlikten kırılan ve sıfırı tüketmiş bir milletin savaş sonrası durumunu düşünün. Yiyecek ekmeği bile olmayan bu fakir ülkenin çılgın lideri çıkıp “İstikbal göklerdedir” diye bir vizyon ortaya koyuyor. Peki Atatürk’e çıkıp “Lan ülke zaten savaştan çıkmış bi gökyüzümüz kaldıydı!” dedi mi? Sanmıyorum. Zira bu salaklık olur.

Fakat dünkü tanıtımdan, henüz uzaya çıkmamış olsak da bu çıkışla ilgili bir vizyon ortaya konmasının teknik olarak yıllar önceki durumla bir farkı var mı? Yok. O zaman hava gücümüz yoktu ama bir hayalimiz vardı. Bugün de uzay gücümüz yok ama bir hayalimiz var.

Peki dünkü açıklamadan sonra Atatürk’ün kurmuş olduğu partinin bir temsilcisi olan Aslı Aydıntabaş ne twit atmış dersiniz?

Üşenmedim twitin altına yazılan yorumlara baktım. Partili amigolardan destek çığlıkları yükselmiş. Troller ölümüne destek twitleri atmışlar. Söyledikleri şey de şu: Millet aç aç! Ne uzayı. Önce milletin cebine giren parayla ilgilenin!

Teknik olarak söylemi ve eylemi analiz edelim. Eğer geçmişin gözünden, yani Atatürk’ün gözünden bakacak olursak ülke Türk tarihinin görmediği boyutta bir yıkım ve sefaletin ardından “İstikbal göklerdedir” demiş bir liderin büyük bir hata yaptığının düşünülüyor olması gerekirdi. Kaldı ki o zamanların Türkiye’sinin yaşadığı felaket ve sefalet ile şu anki sefalet düzeyimiz karşılaştırılamayacak boyutta. O zamanlar 19 milyon olan nüfusumuzda evine düzenli ekmek götüren 1-2 milyonluk azınlık varken kabul edelim ki bugün ülke nüfusunun yalnızca dörtte biri evine yiyecek götürebilecek durumda değil.

Evet, ekonomimiz harika değil ama şunu net olarak söyleyebiliriz ki Kurtuluş Savaşı’nın bitişinden sonraki halimize göre bayağı iyiyiz. Bu salak bilgiyi neden veriyorum, buna şükredelim diye değil elbet. Olunabilecek en kötü durumda bile büyük ve kendimizi çok aşan bir vizyon koyabiliyor ve buna sahip çıkabiliyor. Yani Atatürk’ün bize öğrettiği şey en kötü durumda bile geleceğe ilişkin umut ve planlarımızı yitirmememiz.

Peki bugün, havacılık düzeyimiz oldukça iyi bir noktaya gelmişken, harika olmasa da orta şekerli bir ekonomimiz varken böyle bir gelecek vizyonu konduğunda böyle bir aşağılama, beğenmemezlik, sahiplenmeme ve hatta dışlama neyin kafasıdır?

Bir adım daha ileri gidelim. Gerçekten de Kılıçdaroğlu CHP’sinin gerçek “Önce gelir seviyesini yükseltelim, bunu başarana kadar hiçbir şeyle ilgilenmeyelim” siyasetini yürekten benimsediğini varsayalım. Peki bu durumda her hafta bir heykelin açılışının yapılmasını nasıl açıklayacaksınız? Millet aç diyorsun da millet meydandaki heykelleri kemirip mi karnını doyuracak? Siz bir heykelin kaça patladığını biliyor musunuz? CHP’nin anlaşmalı olduğu ve CHP’li belediyeler olmasa işsiz gezen heykel tıraşların sırf CHP’li oldukları için paraları bu şekilde cebe indirip belediyeleri milyonlarca lira zarara uğrattığını biliyor musunuz? Ya bilmiyorsunuz ya da sırf onlar sizin görüşünüzden olduğu için kulaklarınızı tıkıyorsunuz.

Türkiye’nin uzay programını açıkladığı günlerde CHP’nin yoğun gündemi Bolu’ya yapılacak olan Ayı Heykeli idi.

Geçelim. Bir başka örneğe… AKP hükümeti için CHP ve yeni ortağı HDP-PKK sürekli ne söyler? Bunlar kömürcü, makarnacı… Yani AKP’nin hazineden aldığı paraları halka yardım olarak dağıtmasını böyle algılıyorlar. Bu bir rüşvet onlara göre. Peki, bu eleştiriyi getiren İzmir belediyesi ne yapıyor? Her aileye CHP’li iş adamlarına ait çiftliklerde üretilen sütleri belediyenin parasıyla satın alıp halka ücretsiz süt dağıtıyor. Peki bu durumda ne dememiz lazım? CHP sütçü mü diyelim?

Salaklığın lüzumu yok. Halkın parasını öyle ya da böyle halka döndüren her türlü işin desteklenmesinde bir mahzur yok. İster CHP süt dağıtsın, ister AKP kömür versin. Halkın parası halka dönsün de nasıl dönerse dönsün. Sadece 4 liralık sütü “Benim iş adamım da kazansın diye 8 lira gösterip” veya “Bizim arkadaşlara helal olsun deyip 10 liralık kömürü 20 liraya fatura edip” devleti zarara uğratmasınlar yeter. 4 liralık süt minimal bir karla 5-5.5 liraya, 10 liralık kömür de 11-12 liraya alınıp halka aktarılıyorsa bence mahzur yok.

Bir de son olarak şu Boğaziçi olaylarına değineyim. Çok değil bundan beş sene önce Boğaziçi kongre salonunda rektörlüğün izni ve gözlerinin önünde PKK’nın kuruluş yıldönümü etkinliği yapıldı.

Peki Atatürk’ün partisi, cumhuriyetin ve devletin koruyucu partisi olan CHP’den gık diyen çıktı mı? Hayır çıkmadı. Peki bu rezilliği destekleyen rektöre karşı gık diyen oldu mu? Hayır. Peki üniversitede bununla ilgili bir eylem, kınama vs. oldu mu? Hayır. Neden? Çünkü Boğaziçi’nin yönetimi bilindiği üzere sadece CHP’nin değil, HDP’nin de gençlik kollarına dönüşmüş durumda.

Kendi görüşlerinden olmayan rektör gelince de kıyameti kopardılar. Yani mesele tamamen siyasi. Fakat utanmadan çıkıp “Boğaziçi’nin kalitesi düşecek. Bilim şöyle bilim böyle” demeye başladılar.

Bilim mi? Pardon hangi bilim? Pekekeloji mi? Neymiş kalite düşermiş. Boğaziçinin dünya sıralamasındaki yeri ne ki? 800… Bu mu başarı? Hani bilim dalında Boğaziçi’nin adını Türkiye dışında bir batı ülkesinde saygınlıkla duyduk? Hiçbirinde… Neyin bilimiymiş bu?

Boğaziçinin bütün havasının çok iyi düzeyde İngilizce öğretmesinden geldiğini, başka bir numaraları olmadığını hepimiz biliyoruz. Bunun tek istisnasının fizik alanında yıllar önce biz uçak kazasında kaybettiğimiz ekip olduğunu belirterek söylemek istiyorum. Onu saymazsak kusura bakmasınlar ama foslar. Bütün havaları Türkiye içinde.

Ve son bir söz daha… Ülkede bir yerleri yakıp çıkma eylemleri olduğunda, PKK’lılar ve diğer terör örgütleri piyasaya her çıktığında “bu ülkenin evladı” deyip sahip çıkan CHP, kendi görüşünden olmayan fakat “evladım” dediği kişiler tarafından kafası taşla ezilerek dahi öldürülse gıkını çıkarmıyor. Örnekleri yüzlere hatta binlere çıkarmak mümkün. kabak tadı vermiş bir rezalet hali var ülkede.

Baykal döneminde CHP’yi neyle eleştiriyorduk? Altı oktan halkçılığı sahiplenmeyip elitist, toplumdan kopuk takılıyor olmayı… Yani altı oktan birisi olan halkçılık okuyla bağını koparmış olmalarını eleştiriyorduk. Gerçi o dönemlerdei laiklik ilkesini gösteren oku da rezil rüsvan bir şekilde yorumlayıp ülkeye zarar veriyorlardı ama her halükarda geriye kalan dört okla hiçbir sorunları olmadığını söyleyebiliriz. Peki Kılıçdaroğlu ne yaptı? Gelir gelmez altı okun tamamını kırıp attı. Partinin içindeki Atatürkçülerin kökünü kazıdı. Partinin içini ağzına kadar PKK’lılarla doldurdu.

Size Yılmaz Özdil’in bütün vatanseverlerin kalbini burkan şu cümleleriyle durumu anlatmak istiyorum: Bugünkü CHP’nin kurultayına Atatürk’ün kendisi katılsa bir de Demirtaş katılsa Demirtaş kazanır. Durum maalesef bu. Özdil’in konuyla ilgili bir başka yazısını da şuraya bırakıyorum.

Sözü uzatmayacağım. Muhalefet etmek bu değildir. Muhalefet etmek doğru yanlış demeden her şeye karşı çıkmak demek değildir. Muhalefet doğruya doğru, yanlışa yanlış deyip başa geçince var olan iktidardan daha iyisini yapabilecek planlar geliştirmektir.

jack amca tarafından yayınlandı

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına kültür-sanat ve bilime duyduğu platonik aşk dolayısıyla tutkuyla bağlanmıştır. Niyeti kimseyi kırmadan iç dünyasını paylaşmak olan Jack Amca'nız, kendisine has aroması ve özenle seçilmiş yazılarından oluşan harmanıyla dimağınızda hafif kekremsi bir tat bırakmayı amaçlamaktadır. Bu kutlu yürüyüşünde ona eşlik eden ve yazılarını okuyan tüm okuyucularına da büyük saygı ve sevgi beslemektedir.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın