
Elimde uzun zamandan beri bulunan ancak 15 Temmuz’a kadar okumayı ciddiyetle düşünmediğim bir kitaptı. 15 Temmuz olayından sonra ise okumanın zamanının geldiğini hatta çoktan geçtiğini fark ettim.
Kitabın içeriği ile ilgili kabaca fikir sahibi olduğunuzu düşünüyorum. Özellikle Didem Arslan Yılmaz’ın Nurettin Veren’le yaptığı ve reyting rekorlarını alt üst eden programını izlediyseniz içerik hakkında bayağı geniş bilgiye sahip olmuşsunuzdur.
Kitabı bu bağlamda iki boyutta değerlendirmek istiyorum. Birincisi bir araştırma ve anı eseri olarak niteliğine bir göz atalım. Kitap bu konuda son derece etkili ve etkileyici yazılmış. İçindeki bilgiler kendinden önce hiçbir eserde olmadığı kadar detaylı, açıklayıcı ve örgütün yapılanmasını gözler önüne serici nitelikte olmuş.
Kitabın henüz başlangıcında aktarılan bir kısım var ki çok çarpıcı… Gülen henüz şöhrete ve paraya ulaşmamış ve henüz resmi bir görevi bile yokken 1941 doğumlu olmasına karşın çevresindeki herkese 1938 doğumlu olduğunu söylüyor.
Bunu açıklarken de “Ben onun ölümüyle doğdum. Onun yıktıklarını yapmak için dünyaya geldim” gibi son derece hastalıklı Türkiye’nin varlığını borçlu olduğu Mustafa Kemal’e duyduğu katıksız kin ve nefreti nasıl yücelttiğini ortaya koymuş.
Sadece bu özelliğe bakacak olursak CIA’in Gülen’i keşfedip himayesine almasının tesadüf olmadığı ortaya çıkıyor. Tabi üzücü olan şey devletin 40 yıl boyunca bu konuyla ilgili adam gibi bir fikir ve istihbarat sahibi olmaması… Maalesef bu da Özal’dan Demirel’e, Çiller’den Ecevit’e tüm kanıtlarıyla aktarılmış…
Kitabın içeriği nasıl?
Kitabın sloganı haline gelen “isim isim, olay olay” ifadesi de son derece yerinde olmuş. Gerçekten de isim isim kimin neye bulaştığını açıkça ifade ediyor. Yani gözünü budaktan esirgemiyor ve örgütün en gizli bilgilerini, en alengirli örgütlenme esaslarını ortalığa saçıveriyor. Bu açıdan kitap çok kıymetli ve yüksek puanı hak ediyor.
Ayrıca kitabın çok çekici ve çarpıcı kısımlarından birisi de Gülen’in bir CIA maşası olduğuna ilişkin ilk ispatların 1990’larda yapıldığı ancak ülkedeki çeşitli birimlere sızmış elemanları dolayısıyla bu ifşa girişimini süratle ve şiddetle bertaraf ettikleri açık kanıtlarıyla birlikte ortaya konulmuş.
Bu durum da bu örgütün dünden bugüne gelen değil 1970’lerden bugüne gelen ve çok profesyonel, hatta fazla profesyonel (!) bir örgüt olduğunu ispatlıyor.
Kitabın akıcılığı nasıl?
İkinci boyut ise kitabın akıcılığına ilişkin… Kitap bunca olayı son derece akıcı ve etkileyici şekilde aktarmış ancak Gülen’in kitaplarında devlete ve millete karşı kendi iradesinin daha üst bir anlayışı ifade ettiğini ima eden kısımların aktarılması gerçekten baymış.
Neden? Çünkü Gülen kitapta %50’si Arapça ve günlük dilde hiç kullanılmayan ifadelerle derdini anlatmaya oldukça meraklı bir üslupla yazmış bunları. Bir cümlede açık ve net ifade edilebilecek bir görüş insan zihnini bulandırmak ve etkiyi artırmak için 20 cümlede ve üzeri 20 defa örtülü şekilde anlatılmış. Hal böyle olunca Gülen kitaplarından alıntıların aktarıldığı kısımda buhran geçiriyorsunuz.
Örnek verecek olursak Gülen kitaplarında Işık evleri meselesi uzun uzadıya ele alınmış. Önce sayfalar dolusu methiye dizilmiş bu evlere, yağlanmış ballanmış, buranın galaksinin tüm gizemlerinin çözüldüğü yerler olduğu mesajı beynimize enjekte edilmiş.
Bundan sonra aralara bir yerlere “himmet verin, para lazım, alooo buralar su yakmıyo pamuk eller cebe” mesajları iliştirilmiş. Yer yer Türkiye’nin sakat bir devlet olduğu, Gülen’in ise Türkiye’nin ve galaksinin kurtarıcısı olduğuna ilişkin fikirler yoğun şekilde aralara serpiştirilmiş. Ancak bunu yaparken kullanılan ağdalı ve aşırı yoğun uhreviyata bulanmış dil kitabı kitap olmaktan çıkarmış.
Özet geçecek olursak Veren’in yazdığı kısımlar güzel, net akıcı ve anlaşılır ancak ispat olması amacıyla Gülen’in kitaplarından yapılan alıntıların aktarıldığı kısımlar resmen fenalık geçirtiyor. Üstelik bu kısımlar da hiç kısa değil…
Bu durum Veren’in bir suçu değil elbet, sonuçta o sadece alıntı yapmış ama sonuçta akıcılık arz eden bir kitabın okunmasını çok güçleştirmiş.
Son söz olarak güçlü ispat tespit ve araştırmalara dayalı bu eser kesinlikle okunmayı hak ediyor. Ancak Gülen’in kitaplarından yapılan alıntıların bulunduğu kısımları okumak gerçekten çok ciddi fenalık geçirtici niteliğe sahip. Dayanıklı bir sinir ve sabırlı bir kişiliğiniz yoksa kısa bir sürede kitabı fırlatıp atmanıza sebebiyet verebilir. Bu konuda şimdiden uyarayım.
